MEDYA

HABERLER

GİZLİ KLİPLER

KADIN VE GÜZELLİK

BABACAN

VİDEO

SAĞLIK BLOG


SPOR

MODA

SAĞLIK

MAGAZİN

TATİL GEZİ

DEDE TORUN


« Önceki |

20/5/2009

Ofislerin yüzde 40’ı boş kaldı, kirada ’altı ay beda

Ayşegül AKYARLI GÜVEN
Krizin etkisiyle ofis kiralamalarında istediği doluluk oranına ulaşamayan inşaat şirketleri, ’ofiste 6 ay bedava kira’ dönemini başlatıyor. Sinpaş Yapı, doluluk oranı yüzde 60’ta kalan Deposite İş Merkezi’nde başlattığı bu uygulama sayesinde kalan boş alanın kiralamasını 2 haftada bitirmeyi hedefliyor.

SİNPAŞ Yapı, Küçükçekmece’deki alışveriş merkezi ve ofis kompleksi yatırımı olan Deposite İş ve Alışveriş Merkezi’ndeki ofis kiralarında 6 ay bedava uygulaması başlatıyor. Kriz döneminde yatırımların azalması ve şirketlerin kapanması sonucunda doluluk oranı yüzde 60’ta kalan Deposite’de, boş kalan yüzde 40’lık bölümün tamamının 2 hafta içinde kiraya verilmesi hedefleniyor. 6 aylık bedava kiralama kampanyasından yararlanmak isteyenler ile 2 yıllık kiracı kalma kontratı imzaladıklarını ifade eden Sinpaş Yapı Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Çelik, "Kampanya ile bedava kira döneminin sona ereceği 2010 sonunda 1 milyon 400 bin TL ciro hedefliyoruz. Çok yakın olduğumuz için Organize Sanayi’deki şirketlerden ve onlarla iş yapan firmalardan da yoğun ilgi bekliyoruz" dedi.

Organize’den kayan olur

Ofislerde 2009 yılı kira bedellerinin 11 TL olduğunu ve bu bedelin 6 ay boyunca alınmayacağını dile getiren Ahmet Çelik, bedava dönemin ardından metrekare fiyat bedellerinin 12 TL’den başlayacağına dikkat çekti ve şunları söyledi: "Özellikle tekstil, finans, yapı, metal ve hukuk sektörünün bizim ofislerimiz ile ilgileneceğini düşünüyoruz. Alışveriş Merkezi bölümünde doluluk oranı zaten yüzde 100’e yakın olduğu için böyle bir kampanyaya gerek duymadık. Ofislerde de bu kampanya sayesinde hem doluluk oranını artırmayı hem de yeni yatırım yapacak girişimcilerin önünü açmayı hedefliyoruz. Konuya ’İşçi çıkartacağına kira ödeme’ bakış açısı getiren bir sosyal sorumluluk projesi gözüyle de bakıyoruz."

Ücretsiz otopark

Toplam 6 bin 148 metrekare boş alanın bedelsiz kiralanacağı Deposite İş Merkezi’nde şu an inşaat, turizm, kiralama, factoring, mimarlık, tekstil gibi farklı sektörden şirketlerinin ofisleri yer alıyor. Ofislerin büyüklükleri de 88 metrekareden başlayıp 3 bin metrekareye kadar çıkıyor. Deposite ofis kiracıları bedava kiranın yanısıra ücretsiz otopark hizmetinden faydalanma imkanı da sunuluyor. Deposite çalışanları kafe ve restaurantların yanı sıra yorgunluk ve stres atmayı sağlayan sağlık, spor ve SPA merkezi Life Club’tan da yararlanıyor.

Aidatı düşen eski kiracı bize bozulmaz

ŞU an içerisinde geçmiş dönemden kiralama gerçekleştirmiş kiracıların da bulunduğu DeposiTe İş Merkezi’nde yenilere yönelik kampanyanın eskileri üzmeyeceğini dile getiren Ahmet Çelik, "Bu kampanya sayesinde ofislerde doluluk oranı artış gösterecek. Bu yolla varolan kiracılardan alınan işletme bedelleri de düşecek. Yeni kampanyanın eskilere herhangi bir zararı dokunmayacak, aksine yarar sağlayacak" diye konuştu. Deposite Pazarlama Müdürü Sabri İnce de, "Bu bir pazarlama faaliyeti. Daha önceki kiracılarımız da o zamanki kampanyalarımızdan yararlanmışlardı. Ben kimsenin rahatsızlık duyacağını düşünmüyorum" dedi. kaynak  hürriyet

20/5/2009

EMS Türkiye'yi pilot ülke seçti

ABD’nin önde gelen petrol ve doğalgaz boru hattı işletmecisi ve enerji servis grubu EMS, Türkiye’nin enerji kaynaklarının stratejik merkezi haline gelmekte olduğunu hesaplayarak, boru hattı işletmeciliği yatırımında Türkiye’yi Doğu Avrupa, Ortadoğu, Batı Asya için Türkiye’yi pilot bölge merkezi olarak seçti. EMS bölgedeki yatırımlarını hızlandırmak üzere Türkiye’de Vastaş şirketi ile ortak girişim sözleşmesi(joint venture) imzalayarak güç birliğine gittiğini açıkladı.

Türkiye’de EMS ve Vastaş adıyla kurulacak ortak yeni şirketin EPDK lisanslı yatırım projeleri yanı sıra özelleştirilecek Botaş boru hatlarının işletmesi, Nabucco, mavi akım ve Irak petrol ve doğalgaz boru hatlarına odaklanacağı bildirildi.

Kuzey Amerika’da halen 32 bin kilometrelik boru hattının işletmesini yürüten EMS şirketinin CEO’su Tim Nesler yaptığı açıklamada “EMS bölgeye yönelik yatırımlarında Türkiye’yi stratejik anlamda pilot bölge olarak seçti.Türkiye coğrafi bakımdan Orta Doğu, Batı Asya ve Doğu Avrupa boyunca ortak girişim hizmetlerimizi tedarik etmemiz için önemli bir konumda yer alıyor”dedi.

Vastaş CEO'su Nedim Ergin de anlaşmayı değerlendirirken “ 'EMS ile ortaklığımız bölgemizdeki boru hatları ve petrol-doğalgaz tesislerinde yüksek teknoloji kullanımını sağlayacak teknoloji transferi uygulamaları, eğitimi, bakım ve servisi ile bir bütünlük oluşturacaktır. Bu girişimin Türkiye’nin enerji alanında bölgedeki rolü açısından önemli bir adım olduğunu düşünüyoruz” görüşünü ifade etti.

EMS ve Vastaş Türkiye temsilcisi Osman Yorgancıoğlu da kurulan ortaklık ile bölgedeki 100 milyar dolarlık pazarda pay alma yarışında ilk olmanın avantajını kullanacaklarını belirterek, “4646 sayılı yasa gereği Botaş’ın bu yıl üç tüzel kişiliğe bölünmesi, dağıtım faaliyeti hariç diğer iki tüzel kişiliğin 2011 yılına kadar özelleştirilmesi öngörülüyor. Türkiye üzerinden geçecek Doğalgaz akış trafiği de artıyor. Nabucco, ITGI, Türkmenistan-Azerbaycan-Iran-Pakistan-Irak-Suriye doğal gazlarının AB’ye akıtılabilmesi için hızla çalışmaların devam ettiği ülkemizde alt yapı eksiklikleri de aynı hızda tamamlanıyor. Bu Ortak Girişim için mükemmel bir zamanlama oldu” dedi.

EMS VE VASTAŞ HAKKINDA

Kısa adı Vastaş olan Valf Armatür Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi1945’de kuruldu.1967’den beri valf üretimi yapan firmanın bugünkü üretim kapasitesi yılda 10 bin ton düzeyinde bulunuyor. Şirketin Türkiye’nin yanı sıra İran’da da üretim tesis var. EMS ise Kuzey Amerika’da iki binden fazla boru hattı çalışanı istihdam ediyor ve yaklaşık 20 bin millik boru hattında kapsamlı hat işletmeciliği hizmeti sunuyor.  kaynak hürriyet

23/9/2008

Citibank Türkiye'yi kim denetliyor?

Bankacılık dünyası bir yıldır devam eden büyük savaşa odaklandı! Bir tarafta İsviçre'nin bankacılık devi UBS, diğer tarafta ise ABD'nin dev kurumları yer alıyor. Öyle ya; ABD Hükümeti ile UBS niye savaşıyor? UBS sıradan bir banka değil ki? Geleneklerine bağlı, çözüm üreten bir özelliğe sahip. O yüzden perde gerisinde ne olduğunu iyi analiz etmek şart!
UBS; ABD'de sıkışan, para kazanamayan, vergi sistemine takılan, gri parası olan (vergiden kaçırılan para) sermaye grubuna diyor ki: "Paranızı daha iyi fırsat sunan ülkelerde değerlendirin. Paranızı kullanılır hale getirin!"
UBS; bu yolla iyi para topladı.
Ancak para çıkışlarıyla ilgili bazı bilgileri ABD'de ilgili kurumlara bildirmediği için başı belaya girdi.
Konu şimdi yargıda. Elbette iki taraf bir noktada uzlaşacak! İddia ediyodum, kazanan yine ABD olacak!
Çünkü ABD, stoklar üzerinden değil, akımlar üzerinden hesap yapıyor. Her şeyi fiyatlıyor, Para rejimini belirliyor.
Güç bu.
Şimdi gücün mabedinde türev piyasalardan kaynaklanan büyük hasar var. Böyle hasarlı bir ortamda da kimse vakit kaybetmiyor.
Citibank gibi bir dev çalışıyor.
İddia o ki, Hazine'den ve SPK'dan izin almadan batık tahvil satıyor!..
Citibank Türkiye'nin yaptığı her işlem 32 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu'na bağlı olarak denetime tabi. Satılan her yabancı tahvil ya da menkul kıymetlerin dökümü üç ayda bir Hazine Müsteşarlığı'na bildirilmek zorunda.
Bunu yapmayan suç işler! Bankacılık lisansı tehlikeye girer. Yapılan tahvil satışı geçersiz sayılır. Tahvil ihracı için ise her koşulda SPK'dan izin alınması gerekir!
Tablo bu kadar açıkken Citibank Türkiye, 400 milyon dolar civarında olduğu iddia edilen Lehman Brothers tahvillerini sattığı gibi bir de satış yaptığı kurum ve kişilere, "Eğer paranızı Lehman'dan alamazsınız Citibank'a gelmeyin!" diye uyarıda bulunuyormuş!..
Tahvil satın alan, aldığı tahvili geri veremeyeceğini bile bile alıyor!
Batık tahvili satan banka, Hazine'ye durumu bildirmiyor. SPK'dan izin almaya bile gerek duymuyor.
Kusura bakmayın bu operasyon çok kafa karıştırır. Eğer üzerinde durulmazsa Türkiye'ye yazık olur!
Türkiye, izinsiz ve denetimsiz halka arz olayına yabancı değil.. İlk dalga 1982'de banker faciasıyla gelmişti. İkinci dalgada tabela holdingler ile tanıştık. Üçüncü dalga ise batık büyük yatırım bankalarının usulsüz menkul kıymet ve türev işlemleri üzerinden geliyor. Aman dikkat!..,,kaynak,sabah

22/9/2008

Aydın Doğan'dan AKP'li Bozdağ ve Göktaş'a sert yanıt

1. Başbakan’ın Aydın Doğan ve Doğan Gurubu’nu hedef alan ve her biri anında cevaplandırılan ağır suçlama, hakaret ve asılsız iddialarından sonra, bu kez AKP’nin bazı yetkilileri, durumdan vazife çıkarma heves ve gayreti içine girmişlerdir.

2. Bu yeni rol dağılımının örneklerinden biri AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ’dır.

Adı geçenin yeniden ısındırdığı “pijama ile başbakan karşılama” iftirası, yalan olduğu saptanarak mahkum olmuştur. Mahkemenin açık kararına rağmen Bozdağ’ın bu yalanı sürdürmesinin takdiri türk adaletine aittir. Adı geçen hakkında yargı yoluna başvurulacaktır.

Dışbank’ın satın alınmasından bir ay sonra satıldığı iddiası gülünç ve tamamen uydurmadır. Bu banka satın alındıktan tam 11 yıl sonra satılmıştır

İş Bankası’nın baskı altında kalarak hareket ettiği iddiası, Türkiye’nin bu en köklü ve güzide kurumuna haksızlık ve saygısızlıktır. 1994 yılında neredeyse batık durumdaki Dışbank’ın yüzde 65 hissesi 95 milyon dolara satın alınmıştır bu alım için İş Bankası’ndan tek kuruş kredi alınmamıştır. Banka, 2005 yılında toplam 1 milyar dolar 182 milyon dolar bedel üzerinden satılmış, Doğan Holding, bu satıştan yüzde 65 hisse karşılığı 770 milyon dolar almıştır. Gerek alımda gerek satış sırasında fiyatı belirleyen temel unsur, konjonktürdür. Aynı dönemde satılan diğer bankalar daha fazla fiyattan alıcı bulmuştur

Cnn Türk’ün karasal yayın için frekans isteminin asıl muhatabı RTÜK değil Rekabet Kuruludur. Rekabet Kurulu bu izni haber kanalı olmak kaydı ile esasen vermiştir. Almanya’daki bir yolsuzluk davasında adı sıkça geçen RTÜK Başkanı’yla ilgili haberlerin Doğan Gurubu’na ait gazeteler ve tv kanallarında yayımlanmasını frekans talebi ile açıklamak, izan ve vicdan sahibi kimseyi tatmin edemez. Almanya’da davası sonuçlanan ve Alman hakime “Asıl suçlulular Türkiye’de” dedirten deniz feneri e.v. davası ile Zahid Akman isimlerini bir araya getirenler, Doğan Medyası değil, bu ahlaksızlığı yapanlardır.


3. AKP Merkez Disiplin Kurulu Üyesi ve Trabzon Milletvekili Kemallettin Göktaş “Doğan Medyanın sahibi, bir sabah evinden saat 06.00’da alınıp, ellleri kelepçeli olarak karakola götürülürse buna hiç şaşırmam” diyebilme cüret ve tehdidini göstermiştir. Bildiği bir şey varsa açıklamalıdır. Şantaj yaparak korkutma ve sindirme metodu uyguluyorsa, bu hukuk devletinin cevaz vereceği bir yöntem değildir. Yok, Göktaş bunu kendi temennisi olarak dile getirmişse, o zaman Türkiye’nin bir diktatörlük rejimi ile idare edilmediğini kendisine hatırlatmak bizim görevimizdir.

İktidardaki siyasi partinin bir temsilcisinin, Türkiye’nin en büyük basın gruplarından birinin patronunun kelepçelenmesi beklentisini dile getirmesi demokrasiye gönülden inanan herkes için göz açıcı olmalıdır. Bu beklenti ile Saddam türü rejimlerin zihniyet iklimleri ve yöntemleri arasındaki şaşırtıcı benzerlik dikkat çekicidir. Burada kelepçelenmek istenen, Türkiye’deki basın özgürlüğüdür.


4. Doğan Gurubu’na ait gazetelerde deniz feneri e.v. davasına fazla yer verilmesinden şikayetçi olan Göktaş’ın, kararı veren bağımsız Alman Mahkemesi’nden ibret dersi alma zamanı gelmiş ve çoktan geçmiştir. Tıpkı Almanya’da kutsal değerleri adına aldatılmış insanlar gibi, AKP mensubu vicdan sahibi partilileri aldatmaya matuf bu girişimler mutlaka mahkum olacaktır.

AKP yetkililerinin son günlerde sürdürdüğü bu haksız ve asılsız suçlamalara sessiz kalınmayacak ve dokunulmazlık zırhlarına bakılmaksızın yargı önünde hakkımızı arama gayretlerimiz kararlılıkla sürdürülecektir

17/9/2008

Ağustos ayında kurulan şirket ve kooperatif sayısı yüzde 21,4 az

Türkiye’de bu yılın Ağustos ayında kurulan şirket ve kooperatif sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 21,4 azaldı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), "Kurulan-Kapanan Şirketler-Ağustos 2008" verilerini açıkladı.
Verilere göre, Ağustosta 2007'nin aynı ayına göre, kurulan şirket ve kooperatif sayısı yüzde 21,4 azalarak 4 bin 407'den 3 bin 462'ye düştü. Bu ayda yeni kurulan 3 bin 462 şirketin bin 270'i İstanbul, 404'ü Ankara, 230'u İzmir ve bin 558’i diğer illerde bulunuyor.
Ağustos ayında kurulan toplam 3 bin 462 şirket ve kooperatifin yüzde 93,6'sı (3 bin 242) limitet şirket, yüzde 4,7'si (162) anonim şirket ve yüzde 1,7'si (58) kooperatif oldu.
Aynı dönemde kurulan toplam 3 bin 462 şirket ve kooperatifin, bin 94'ü toptan ve perakende ticaret, motosiklet, kişisel ve ev eşyalarının onarımını içerdi. Kurulan ticaret unvanlı işyerleri sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13,5 azaldı.
Ağustos ayında geçen yılın aynı dönemine göre, kurulan ticaret unvanlı işyeri sayısı yüzde 13,5 azalarak 3 bin 669'dan 3 bin 173'e düştü. Kapanan ticaret unvanlı işyerleri sayısı ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,9 azalarak 2 bin 080'den 2 bin 40'a geriledi.
Bu ayda yeni kurulan 3 bin 173 ticaret unvanlı işyerinin' bin 10'u İstanbul, 449'u Ankara, 105'i İzmir ve bin 609'u diğer illerde bulunuyor.,kaynak,milliyet

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı